Gelecek uzun sürer; geçmiş de...Çünkü geçmiş o uzun geleceğin içinden hiç eksilmez. Geçmiş ve gelecek; aşk ve devrim gibidir...Her aşk her devrimin diyalektigi her yeni gün de geçmişin diyalektiğidir. Yanlışları ve yanılgıları biriktirmektir aşk yanlışlardan ve yanılgılardan, doğruları doğurtmaktır devrim... O yüzden Tekel biraz da Tariş‘tir tıpkı Fatsa biraz da Kızıldere olduğu gibi. Hazır ve basit yanıtlarımız yok çünkü hayatın derinden kavramaktır devrimcilik...hayata ve geleceğe duyulan derin bir aşktır...Ve işte Kızıldere dünden bugüne her yeni gün yeniden doğan bir itiraz ve başkaldırıdır. Kesintisiz ve sürekli devrim yürüyüşünde her gün kusursuz bir gündür itiraza ve yeniden başlamaya...
*Şeyho Dayı, 12 Eylül 1980’de Malatya’nın Ağılbaşı ilçesinde göz altına alınır, işkenceye maruz kalır. O günden sonra emekçi halkın geleceğini karartanları protesto etmek için ‘siyah’ giyinmeye başlar. 30 yıldır Şeyho Dayı yalnızca siyah giyiniyor.
Geçtiğimiz günlerde Sabah gazetesi muhabiri Şeyho Dayı’yı ÖDP Malatya İl Binası’nda bulur ve ‘beyaz gömlek’ giydirmeye çalışılır. Olmayınca da ‘beyaz gömleğin’ 13 Eylül 2010’da giyileceğini müjdeler.
*Şeyho Dayı, 72 yaşındaki devrimci, beyaz gömleği giymeyi reddeder. O'nun başı dik duruşunda, Fikri Sönmez‘in yumruklu bir yıldızla parladığı ‘Devrim Fikri Sönmez‘ inadı saklı duruyor...
Hani şıracıyla bozacı bir olmuş demokratikleşiyoruz diyorlar ya bir de siz anlatsanız. 12 Eylül’de katledilen Veli Eskili’nin babasını ve annesini ziyaret ettiğiniz için terörist sayılıp tutuklandığınızı…
AKP bir devletleşme sürecine girdi. Eski rejimin aktörleri tasfiye edildi veya yeni sürece adapte edildi. Yürütme AKP‘de. Cumhurbaşkanlığı AKP‘de. Medya büyük oranda AKP‘de. YÖK, RTÜK, bunların hepsi... Burada son olarak yargı var. Burada güya bir yargı reformu yapıyor AKP ama aslında 12 Eylül‘ün ruhunu koruyor. HSYK‘nın içinde Adalet Bakanı ve Müsteşarı‘nın olması 12 Eylül‘ün bir ürünüdür. Bunu kaldırmıyor, bunu koruyor AKP. En son yargı ile hesabını görüp bir tür devletleşmeyi tamamlamak istiyor.
Ama onlar “bak bak 12 Eylül’den hesap soruyoruz, sadece ona bak” diyor ve iş bitiriyorlar. Bu arada iyi ki daha başlangıçta “12 Eylül’de 2 kere hayır” demişiz, yoksa piyasa siyasetinin “evet mi hayır mı” şarkısına biz de eşlik etmiş olacakmışız.
Fındık hasadına az bir zaman kala yine mevsimlik işçilerle ilgili söylemler ortaya çıkmıştı. ‘Karadeniz’e gidecek olan mevsimlik Kürt işçilere ambargo uygulanıyor’ haberleri Karadeniz’in aydınlık yüzlerini harekete geçirmiş, uygulanmak istenen ambargoya karşı Karadenizli aydın, sanatçı ve yazarlar biraraya gelerek ortak bir deklarasyona imza atmışlardı. ‘Karadeniz’in Aydınlık Yüzleri Konuşuyor’ çağrısıyla yola çıkan aydınlar ilk olarak İstanbul’da biraraya gelmiş, bir basın açıklaması gerçekleştirmişlerdi.
Referandum propagandasını "12 Eylül ile hesaplaşma" iddiası üzerine kuran Başbakan, 8 yıllık iktidar dönemi boyunca işçilere, muhaliflere, Kürt siyasetçilere, taş atan çocuklara, aydınlara karşı "tavizsiz" tutumunu gözlerden kaçırarak, yine tek başına demokrasi havariliğine soyundu...
Bu yıl ülkemizin gezici ‘tarım köleleri‘ yani mevsimlik işçilerin kimlik bilgileri toplanıp ‘güvenlik gerekçesiyle‘ valiliklere ve emniyete bildirilirken ‘bölücü faaliyete‘ girip girmedikleri de izlemeye alınıyor.
KESK Genel Merkezi referanduma yönelik ‘hayır’ diyemeyip bağlı sendikalar ve üyeleri ‘serbest bırakmasının’ ardından, KESK’e bağlı sendikalar ve şubeler, ’12 Eylül Anayasasına da AKP Anayasasına da Hayır’ açıklamaları yapıyor.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı referandumla ilgili bir açıklama yaparak, 12 Eylül düzeni ile gerçekten hesaplaşmayan hiçbir anayasa değişikliği ile uzlaşmayacağız. Bu nedenle de AKP‘nin anayasa değişikliğine ‘Hayır‘ diyoruz, dedi.
HES karşıtları bu defa Artvin’in Ardanuç ilçesinde buluşurken derelerin satışı ile suların özelleştirme politikalarının ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çektiler.
31 aydının imzasını taşıyan “Denenmeyen tek yol kaldı: Barış!” adlı çağrı metni, dün Taksim Hill Hotel’de yapılan bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Toplantıda söz alan aydınlar, Türkiye halklarının giderek birbirinden ayrıştığına, birbirlerine düşman olduğuna dikkat çekti. İktidarın “özel ordu” kurarak, muhalefetin ise “Et ve Balık Kurumu ile” bu sorunu çözmeye çalıştığını vurgulayan aydınlar, “Her yol denendi, denenmeyen tek yol kaldı, o da barış!” diye konuştu.
TMMOB'nin 1973-1980 yılları arası Başkanlığını yapmış, mühendis-mimar hareketinin toplumcu bir çizgiye sahip olmasında önder ve yiğit kişiliği ile hep ön saflarda yer almış, TMMOB ile bütünleşmiş Teoman Öztürk ölümünün 16. yıldönümünde 11 Temmuz 2010 Pazar günü anıldı.